“İYİ PARTİ
İL BAŞKANI MUHAMMET MISIRLIOĞLU GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ”
İYİ Parti
Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, yaptığı yazılı basın
açıklamasıyla hem ülke gündemine hem de Afyonkarahisar’daki gelişmelere ilişkin
dikkat çekti.
Başkan Mısırlıoğlu ”Terör örgütü elebaşı
Abdullah Öcalan’a yönelik “umut hakkı”, İmralı’nın statüsü ,infaz düzenlemeleri
ve İmralı’daki yaşam koşullarının genişletilmesine ilişkin iddialar;
milletimizin vicdanını derinden yaralamış, kabul edilemez bir noktaya
ulaşmıştır.
İYİ Parti
olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu girişimler, sadece hukuki bir tartışma değil;
doğrudan devletin temel değerlerine ve milletimizin onuruna yönelmiş bir meydan
okumadır!
Genel
Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun da son açıklamalarında vurguladığı gibi; terörle
mücadelede taviz vermek, devleti zayıflatmak demektir!
“TERÖRİSTE
AYRICALIK, MİLLETE İHANETTİR!”
Binlerce
şehidimizin kanına girmiş bir terörist için: Yeni haklar tartışmak, İmralı’daki
şartları genişletmek, Konut benzeri ayrıcalıklar konuşmak bu milletin aklıyla
alay etmektir!
Bugün bu
ülkede: Emekli geçinemiyor, Asgari ücretli ay sonunu getiremiyor, Çiftçi
üretimden kopuyor…
Ama aynı
anda bir terörist için “daha iyi koşullar” konuşuluyorsa; burada ciddi bir
adalet ve vicdan sorunu vardır!
“DEVLETİN
ŞEFKATİ TERÖRİSTE DEĞİL, MİLLETE OLUR!”
Açıkça
söylüyoruz: Terörist başına yönelik hiçbir
ayrıcalık kabul edilemez, “Umut hakkı”
adı altında yapılacak hiçbir düzenleme millet vicdanında karşılık bulmaz, İmralı’da
konforlu yaşam tartışmaları, şehitlerimizin aziz hatırasına hakarettir. Bu
ülke; şehitlerin kanıyla, gazilerin fedakârlığıyla ayakta durmaktadır.
Bu gerçek
görmezden gelinerek atılacak her adım; toplumsal huzuru bozar, devlete olan
güveni sarsar!
“BU YOLUN
SONU TEHLİKELİDİR!”
Terörle
mücadelede geri adım atmak; Çetelere cesaret verir, Bölücü odakları
güçlendirir, Devlet otoritesini zayıflatır. Bugün konuşulanlar sadece bir kişi
meselesi değildir. Bu, devletin terör karşısındaki duruşunun test edilmesidir!
“SON SÖZÜ
MİLLET SÖYLER!”
Buradan
açıkça uyarıyoruz: Terörle arasına mesafe koymak yerine, terörle ilgili
tartışmaları meşrulaştırmaya çalışan herkes; milletin vicdanında mahkûm
olacaktır!
İYİ Parti
olarak; Şehitlerimizin hatırasını çiğnetmeyeceğiz, Devletin itibarını zedeletmeyeceğiz,
Milletimizin onurunu pazarlık konusu yaptırmayacağız!
Bu millet;
yoksullukla mücadele ederken, teröriste konfor sağlanmasını asla kabul etmez. Ne
“umut hakkı”, ne ayrıcalık, ne de örtülü af. Hiçbiri bu milletten geçmez!
Milletimiz
açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir. Ekonomik alanda yaşanan çöküş,
Tarımda desteklerin gecikmesi ve yetersizliği, üreticiyi ciddi bir darboğaza
sürüklemiştir.
2025 yılına
ait tarımsal desteklerin 2026 yılına sarkması, bu süreçte artan maliyetler
karşısında çiftçiyi korumasız bırakmıştır. Mazot fiyatlarının katlanması, gübre
maliyetlerinin hızla yükselmesi ve desteklerin geç ödenmesi sonucu; çiftçi daha
parayı eline almadan kaybetmiştir.
Bugün
üretici: Tarlasını ekmekte zorlanmakta, girdi maliyetleri altında ezilmekte, üretimden
çekilmeyi düşünmektedir. Bu gidişat, yalnızca çiftçiyi değil; gıda güvenliğini
ve toplumun geleceğini de tehdit etmektedir.
Aynı
şekilde, temel gıda ürünlerine erişimde yaşanan zorluklar artık açık bir kriz
halini almıştır. Et ve protein kaynaklarının sofralardan çekilmesi, yerine daha
ucuz ve besin değeri düşük ürünlerin yönelimi, toplumun sağlıklı beslenme
hakkını elinden almaktadır. Bu tablo bir tercih değil, zorunlu bir
yoksullaşmadır.
Özellikle
çocuklarımızın ve gençlerimizin yeterli beslenememesi; sadece bugünün değil,
geleceğin de riske atılması anlamına gelmektedir.
Bir ülkede:
Et tüketimi düşüyor, Temel gıdalar lüks haline geliyorsa, orada refah değil,
derin bir yoksulluk vardır.
Kamu
çalışanları açısından da durum farklı değildir. Memur maaşları, artan hayat
pahalılığı karşısında yetersiz kalmakta; liyakatten uzak uygulamalar ve siyasi
baskılar kamu sistemini zayıflatmaktadır.
Aidiyet duygusunu
kaybeden bir kamu yapısı, devletin en temel direklerinden birinin zayıflaması
demektir.
Tüm bu sorunların
ortak noktası bellidir: Kurumsal yapının zayıflatılması ve denetim
mekanizmalarının etkisizleştirilmesi.
Oysa çözüm
açıktır: Yargı bağımsız olmalıdır, Medya özgür olmalıdır, Parlamento güçlü
olmalıdır. Devlet; kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde, şeffaf
ve hesap verebilir şekilde yönetilmelidir.
Bugün
Türkiye’nin ihtiyacı; hukukun üstünlüğüne dayanan, kurumları işleyen ve
vatandaşına güven veren bir yönetim anlayışıdır.
İYİ Parti
olarak bizler; Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmeyi, Adalet sistemine
güveni yeniden kazandırmayı, Üretimi destekleyen, adil bir ekonomik düzen
kurmayı, Gençlerimize umut, vatandaşlarımıza güven veren bir Türkiye inşa
etmeyi hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki: Hukuk olmadan refah olmaz, adalet
olmadan devlet olmaz. Bu mücadele; yalnızca bugünün değil, gelecek
nesillerimizin de mücadelesidir.
“CUMHURİYET’E
DİL UZATANLAR, O MAKAMLARDA OTURAMAZ!”
İYİ Parti
Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, Memur-Sen Genel Başkanı Ali
Yalçın’ın Cumhuriyet’e yönelik sözlerine tepki gösterdi.
Mısırlıoğlu
açıklamasında, Ali Yalçın’ın sarf ettiği “100 yıllık narkoz” ifadelerinin
sadece talihsiz bir söz değil, Cumhuriyet’e, Atatürk’ün mirasına ve bu ülkenin
temel değerlerine açık bir saldırı olduğunu vurguladı.
“Bu sözler,
bir sendika başkanının değil; Cumhuriyet’le kavgalı, ideolojik saplantılarla
hareket eden bir anlayışın dışa vurumudur.” diyen Mısırlıoğlu, açıklamasında şu
ifadelere yer verdi:
“Mustafa
Kemal Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine yönelik bu hınç dili; milletimizin
ortak değerlerine yapılmış ağır bir saygısızlıktır. Cumhuriyet’i ‘narkoz’
olarak nitelendirmek; bu ülkenin bağımsızlık mücadelesini, eğitim sistemini,
hukuk düzenini ve kazanımlarını yok saymaktır. Bu, gaf değil; bilinçli bir
zihniyetin ürünüdür.”
Memur-Sen
gibi yüz binlerce kamu çalışanını temsil ettiğini iddia eden bir yapının,
çalışanların ekonomik ve sosyal hakları yerine ideolojik tartışmalarla gündeme
gelmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Mısırlıoğlu, sendikal sorumluluğun
tamamen göz ardı edildiğini ifade etti.
“Bugün kamu
çalışanları geçim sıkıntısı yaşarken, alım gücü erimişken, memurlar temel
ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken; sendika başkanının görevi Cumhuriyet’e
dil uzatmak değil, çalışanların hakkını savunmaktır.” dedi.
Mısırlıoğlu
açıklamasında ayrıca şu sert değerlendirmelerde bulundu:
“Cumhuriyet
sayesinde eğitim almış, görevler üstlenmiş ve bugün bulunduğu makama gelmiş bir
kişinin; o Cumhuriyet’e hakaret etmesi, nankörlüğün ve zihinsel çöküşün en açık
göstergesidir.
Bu makamlar,
Cumhuriyet’le kavga edenlerin değil; Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkanların
yeridir.”
İYİ Parti
olarak Cumhuriyet’in temel değerlerine yönelik her türlü saldırının karşısında
olacaklarını vurgulayan Mısırlıoğlu : “Cumhuriyet bu milletin ortak değeridir.
Kimsenin ideolojik hesaplaşmasına malzeme edilemez!
Bu ülkenin
temelini oluşturan Cumhuriyet’e dil uzatanlar bilmelidir ki; karşılarında her
zaman bu milletin vicdanını ve İYİ Parti’nin kararlı duruşunu bulacaktır.”
Afyonkarahisar
gündemine de değinen Başkan Mısırlıoğlu;
“AFYON’DA
EKONOMİ ÇÖKÜYOR: ESNAF KEPENK KAPATIYOR, VATANDAŞ GEÇİNEMİYOR!”
Türkiye
genelinde yaşanan ekonomik daralma, artık Afyonkarahisar’da da hayatın her
alanında ağır şekilde hissedilmektedir. Yanlış ekonomi politikaları; üretimi,
ticareti ve günlük yaşamı doğrudan etkilemiş, şehir ekonomisini adeta
kilitlemiştir.
Merkez
Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın asgari ücret artışına karşı yaptığı
açıklamalar, bu tabloyu görmeyen bir anlayışın ürünüdür. Oysa sahadaki
gerçekler çok nettir: Millet geçinemiyor, esnaf ayakta duramıyor, üretim
çökmektedir!
Afyonkarahisar’da
kamyon garajında yaşanan durum bunun en somut örneğidir. Bir zamanlar 57
işletmenin faaliyet gösterdiği alanda bugün sadece 17 işletme ayakta
kalabilmiştir. Diğerleri ya kapanmış ya da kapanma noktasına gelmiştir. Bu
gidişle kalan işletmelerin de yakın zamanda kepenk indirmesi kaçınılmazdır!
Bu tablo;
artan akaryakıt maliyetlerinin, yüksek vergilerin ve yanlış politikaların
doğrudan sonucudur.
Bu nedenle açıkça ifade ediyoruz: Akaryakıttaki
ÖTV ve KDV yükü derhal kaldırılmalı, piyasa rahatlatılmalıdır!
Bugün sadece
esnaf değil, vatandaş da büyük bir çıkmazın içindedir. Dolmuş ücretlerine
yapılan zamlar: Şoför esnafını ayakta kalma mücadelesine iterken, Vatandaşı da
dolmuşa binemez hale getirmiştir!
Ortaya çıkan
tablo şudur: Şoför kazanamıyor, Vatandaş ulaşamıyor! Bu nasıl bir sistemdir? Aynı
şekilde ekmek fiyatlarına yapılan zamlar, toplumun en temel ihtiyacını bile
erişilemez hale getirmektedir. Bir zamanlar “en azından ekmeğini alabiliyorum”
diyen vatandaş, bugün artık ekmeğini dahi hesap ederek almak zorunda
kalmaktadır. Bu kabul edilemez!
Bugün
Afyonkarahisar’da: Esnaf kepenk kapatıyor, Nakliyeci kontak kapatıyor, Şoför zarar
ediyor, Vatandaş geçinemiyor. Ve tüm bunlara rağmen ekonomi yönetimi hâlâ
gerçeklerden uzak açıklamalar yapmaktadır.
Oysa sorun
açık ve nettir: Yüksek maliyet, ağır vergi yükü ve yanlış ekonomi politikaları!
İYİ Parti
olarak çağrımız nettir. Bir kez daha
iktidara sesleniyoruz. Akaryakıttaki ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Esnaf
üzerindeki maliyet yükü azaltılmalıdır. Ulaşım sektörüne destek verilmelidir. Tarım
ve üretim destekleri artırılmalıdır. Temel gıda ürünlerinde vatandaşın alım
gücünü koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır. Bu ülkenin esnafı da, çiftçisi de,
çalışanı da bu kadar ağır bir yükü taşımak zorunda değildir! Türkiye’nin sorunu
kaynak değil, yönetim sorunudur. Doğru politikalarla bu kriz aşılır; ancak
mevcut anlayışla daha da derinleşir. Afyonkarahisar’dan bir kez daha
uyarıyoruz: Bu gidişat sürdürülemez!
“ESNAFIN
SESİNİ GERÇEKTEN DUYMAK İSTİYORSANIZ, GELİN BİRLİKTE GEZELİM!”
Afyonkarahisar’da
ekonomik gerçekler her geçen gün daha ağır hissedilirken, yapılan esnaf
ziyaretlerinin ne kadar samimi ve ne kadar gerçekçi olduğu kamuoyunda ciddi
soru işaretleri oluşturmaktadır.
AK Parti
Afyonkarahisar İl Başkanı Turgay Şahin’in Ambar Yolu ve Yüzbaşı Bayburtlu Ağah
Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdiği ve esnafın talep ve sorunlarını
dinlediği ifade edilmektedir.
Ancak
buradan açıkça soruyoruz: Hangi talepleri dinlediniz? Esnaf size tam olarak ne
söyledi?
Çünkü biz her
gün bu sokaklarda esnafımızla sohbet ediyoruz, sahadayız, biz o esnafın
içindeyiz ve gerçek tabloyu çok iyi biliyoruz!
Bugün aynı
caddelerdeki esnaf: Artan kira fiyatları altında eziliyor, yüksek elektrik ve
doğalgaz faturalarıyla mücadele ediyor, akaryakıt maliyetleri nedeniyle malını
yerine koyamıyor, vergi yükü altında ayakta kalmaya çalışıyor, ve en acısı,
siftahsız dükkân kapatıyor!
Peki bunlar
size söylendi mi? Söylendiyse neden kamuoyuna açıklanmıyor?
Yok eğer
söylenmediyse, o ziyaretler gerçek değil, sadece görüntü vermekten ibarettir!
Biz buradan
açık bir davette bulunuyoruz: Sayın
Şahin, gelin birlikte Ambar Yolu’nu gezelim, gelin birlikte Yüzbaşı
Bayburt Caddesi’ni adım adım dolaşalım!
Hiç önceden
haber vermeden, hiç hazırlık yapılmadan, esnafla, gerçek şartlarda buluşalım!
Bakın o
zaman size neler söyleniyor: “İş yapamıyoruz” diyenleri, “Borçla dönüyoruz” diyenleri,
“Bu gidişle kapatacağız” diyenleri, bizzat kendi kulaklarınızla duyun!
Çünkü artık
bu şehirde: Esnaf ayakta kalma savaşı veriyor. Vatandaş alışveriş yapamıyor.
Ekonomi çarkı dönmüyor. Ama siz hâlâ “ziyaret ettik, dinledik” diyorsunuz. Bu
millet artık söz değil, çözüm bekliyor.
İlk Yorumu Sen Yap