YÜREĞİMİZ
YANGIN YERİ
Kelimelerin tükendiği, hangi cümleyi
kursak acımızı dindirmeye yetmeyeceği bir anı yaşıyoruz. Bir öğretmenin iyi bir
insan milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi
tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı tarif edilemez boyuta taşımıştır.
Eğitim sistemimizi nasıl daha verimli ve
başarılı kılarız, eğitim çalışanlarının sorunlarına nasıl çözüm getirebiliriz
düşüncesiyle çaba sarfeden eğitimciler olarak hazin bir cinayet haberiyle daha
derinden sarsılmış bulunuyoruz. İstanbul Çekmeyeköy’de Fatma Nur ÇELİK
öğretmenimiz vefat etmiş; bir diğer öğretmenimiz ile bir öğrencimizin hastanede
tedavileri devam etmektedir Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün
eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar
diliyoruz.
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet
olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline
gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim
hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmış bulunmaktadır.
Öğretmenlerimize yönelen şiddet,
eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına
teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür.
Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir.
Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene
karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır.
İlimizde Mustafa KARAMAN öğretmenimize yapılan bıçaklı saldırı hafızamızdaki
yerini korurken, eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği,
eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz.
Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa
dönüşmüştür.
Cehalete dayanan şiddeti veya şiddete
dayanan cehaleti bir an evvel ortadan kaldırmak için çocuk ve genç eğitimine
olduğu kadar yetişkin ve aile eğitimine de ağırlık vermeli; çocuk suçluluğunun
arka planında aile olduğunu da görmeli; suçun faili olan çocuğun yanında
ailenin de suçtan sorumluluğunu gözetmeliyiz.
Göz göre göre gelen sorunu, gözümüzün
önünde duran soruna, gözümüzü kapayarak çözüm bulamayız. Bugün yaşadığımız
acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Yarın yaşanmasını
istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır. Bu konuya
ısrarla dikkat çekip çözüm önerilerimizi sunduğumuz her durumda karşılaştığımız
“umursamazlık ve duyarsızlık” şeklindeki anlaşılmaz tutum, şiddetin ateşine
benzin dökmekten başka bir anlama gelmemektedir.
Uluslararası hukuk ve anayasada ifadesini
bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde
ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında
kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri
almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin bu yükümlülük
çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis
ederek yaşam hakkını koruma ve ayrıca buna ilişkin ihlalleri önleyici,
bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizması geliştirme ödevinin, okul
güvenliğini tesis ederek eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin
sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluğunun, hukuk devleti
olmanın gereği olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar
karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve
ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır.
Fatma Nur öğretmenimizi
ebediyete uğurlarken ve okullarda şiddeti protesto etmek amacıyla İstanbul’daki
tüm eğitim kurumlarında 1 günlük iş bırakma kararı aldık.
Bu karar bir tepki olduğu kadar bir çağrıdır.
Bu çağrı öğretmenin itibarını koruma çağrısıdır.
Bu çağrı güvenli okul talebidir.
Fatma Nur öğretmenimizin aziz hatırası önünde söz
veriyoruz:
Okullarımızı şiddetin konusu olmaktan çıkarana kadar
mücadelemizi sürdüreceğiz.
Eğitim çalışanlarının güvenliği sağlanana kadar
sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Mustafa ARSLAN
Şube Başkanı
İlk Yorumu Sen Yap