MENÜ
Kategoriler

İÇİMİZDEKİ ŞİDDET

‘’Bir toplum nezaketi zayıflık, zorbalığı güç kabul ettiği gün; okullarını eğitim öğretim yuvası olmaktan çıkarıp savaş meydanlarına çevirir.’’ N. ÖZTEKİN


           Son zamanlarda okullarda yaşanan şiddet olayları sebebiyle habere baktıkça yüreğimizi sızlıyor. Okul koridorlarında cıvıl cıvıl çocuk sesleri yerine silah sesleri duyuluyor. Okul bahçesinde oynayan öğrenciler yerine birbirine zarar veren çocuklar; okul kapısına dayanan öfkeli veliler var. Bir çoğumuzun aklında şu soru var ‘’Okullarımız ne ara eğitim öğretim yuvası olmaktan savaş meydanlarına dönüştü?’’

           Bir sosyolog olarak baktığımda şunu çok net gözlemliyorum. Şiddet sadece okulda değil cebimizde, evimizde, sokakta.. Okullarımızda yaşanan şiddet olayları yaşadıklarımızın bir yansımasından başka birşey değil aslında. Dışarıda birikip okullara sınıflara taşınıyor.

           Neden bu olaylar bu kadar çoğaldı. Bu öfkenin dışa vurumunun sebebi; evdeki gerginlikten tutun şiddet içerikli diziler. Cebimizdeki telefonların içerisinde yüklenmiş savaş oyunları. Sosyal medyadaki linç kültürü. Televizyonlardaki teşhir ve şiddet görüntüleri. Bunu gören bir çocuk, teneffüste de aynı davranışı sergilemekten çekinmez. Yumruklarıyla sorgular, silahla hüküm verir.

           Yaşam mücadelesi içerisinde koşuşturan anne babalar yorgun, çocuklar ise ekranlara teslim. Aile içerisinde iletişim yok denecek kadar az, kimse kimseyle konuşmuyor konuşsa da dinlemiyor. Dinlenmediğini, anlaşılmadığını hisseden çocuk varlığını kavga ile kanıtlamaya çalışıyor.

           Çocuklarımıza hayatı öğretmek yerine başarıya odaklı çalışan bireyler olarak yetiştiriyoruz. Onlara birlikte yaşamayı, öfkesini yönetmeyi, başarısızlıkla baş etmeyi öğretmeyi unutuyoruz.

           Peki bu sorunu nasıl çözeceğiz? Okul ile aileyi bir araya getirmeliyiz. Din kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi layıkıyla verilmesinin yanı sıra Adab-ı Muaşeret dersi tekrar müfredata girmelidir. Öğretmenlere kaybettiği itibarı tekrar verilmeli, veliler tarafından desteklemelidir.

Rehberlik servisi güçlendirmeli, çocuklara empatiyi, sorunları konuşarak çözmeyi ve öfke kontrolünü öğretmeli.

           Ama en önemli görev biz yetişkinlere düşüyor. Evde kapıyı çarpan, trafikte korna çalıp küfreden, internette önüne gelene hakaret eden çevresine saygısızca davranan bireyler olmaktan kaçınmalıyız. Büyüklerine saygılı küçüklerine sevgi ile yaklaşan ebeveynler olmalıyız. Öğretmenlerine değer veren veli, devletini milletini seven vatandaş, çevremizi doğayı hayvanları koruyan insan olmalıyız. Yaşadığı dünyaya duyarlı olan bir anne babanın yetiştireceği çocuk ancak topluma ve insanlığa faydalı olabilir. İşte o zaman barış ve sükûnet içerisinde yaşayan bir toplum olabiliriz.


Niyazi ÖZTEKİN

Sosyolog-Aile Danışmanı

Ziraat Mühendisi

İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!