Aynı Çatı Altında Farklı Dünyalar
Bir evi yuva yapan şey dört duvar değildir. O dört duvar içerisinde birbirine değer veren, anlayabilen insanlardır.
Akşam saatlerinde sokağa çıkıp söyle evlere baktığımızda ne görüyoruz? Çoğu evin ışıklar açık. İçerisinde hayatlar yaşanıyor değil mi? Herkes evin içinde ama birbirlerinden bir o kadar uzaklar. Evdeki herkesin elinde birer telefon tablet kimsenin kimseden haberi yok. Ne annenin babadan ne de baba evlattan haberdar.
Sosyolog olarak değerlendirdiğimizde bu tablo, basit bir kuşak çatışmasından ziyade ailenin temelinde sessizce büyüyen bir sorunun varlığını haber veriyor. Bu aile içerisinde oluşan duygu aşınması toplumun temelinin yozlaşıp bozulduğunu göstermektedir. Özellikle ergenlik çağındaki gençlerle ebeveynler arasındaki iletişim sorunlarının başında ekranlarla ve geçiştirilen sohbetlerle ölçülüyor. Bir gencin kapısını kapatıp saatlerce çıkmaması eskiden belki dönemsel bir hırçınlıktı ama bugün ise ev içinde kurulan bambaşka, izole bir hayattan başka bir şey değil.
Ailemiz içerisindeki bu empati eksikliği ve iletişim kanalının kurulamaması gençlerin dışardaki tehlikelere açık hale getiriyor. Aidiyet duygusunu dışarıda ya da sanal alemde karşılamak istiyor. Buda gençlerin sağlıklı bir toplum oluşturmasını engel oluyor. Aile sadece bir arada yaşamak zorunda olan insanlar topluluğu değildir. İnsanın hayata tutunacağı duygusal olgunluğa ulaştığı kurumdur. Bu bağlar sağlıklı bir şekilde kurulmadığında toplumun genelinde sirayet eder. Güvensizlik, tahammülsüzlük ve yalnızlık toplumun temel sorunları haline gelir.
Bu sorunu psikolog, pedagog reçetelerinde ya da teknolojiyi toptan yasaklamakla çözemeyiz. Bir selam bir kelam ile birbirinin gün içerisinde ne yaşadıklarını sorarak gelecek kaygılarını tartışarak başlayabiliriz. Sofrada ekranları bir kenara bırakıp göz göze bakabilmeliyiz. Konuşabilmeliyiz. Bir evi yuva yapan şey dört duvar değildir. O dört duvar içerisinde birbirine değer veren, anlayabilen insanlardır.
Niyazi ÖZTEKİN
Sosyolog Aile Danışmanı
Ziraat Mühendisi