Dinleniyoruz Sanıyoruz, Yorgunluğumuz Büyüyor
Dinleniyoruz Sanıyoruz, Yorgunluğumuz Büyüyor
Günün sonunda hepimizin kurduğu cümle aynı: “Biraz televizyon izleyeyim, kafam dağılsın.” Kimi zaman koltuğa uzanıp saatlerce dizi izliyor, kimi zaman sosyal medya akışında kayboluyor, kimi zaman da hiçbir şey yapmadan telefon ekranına bakıyoruz. Bedenimizi dinlendirdiğimizi düşünüyoruz. Peki gerçekten dinleniyor muyuz?
Belki de günümüzün en büyük yanılgılarından biri tam da burada başlıyor.
Çünkü dinlenmek yalnızca bedeni hareketsiz bırakmak değildir. İnsan bedeni koltukta saatlerce sabit dururken zihni hâlâ yoğun bir uyarıcı bombardımanının içinde olabilir. Televizyon ekranı değişir, telefon bildirimleri gelir, sosyal medyada bir görüntüden diğerine geçilir, dizinin bir bölümü biter ve “bir tane daha” denilir.
Sonra gece olur.
Gözler yorulmuş, zihin dolmuş, beden ağırlaşmıştır. Ertesi sabah ise insan kendine şu soruyu sorar: “Ben dün bütün akşam dinlenmedim mi?”
İşte burada “sahte dinlenme” ya da son dönemde kullanılan ifadeyle Junk Rest kavramı dikkat çekiyor.
Aslında mesele televizyon izlemek, dizi seyretmek veya sosyal medya kullanmak değil. Mesele, bunların gerçekten ihtiyacımız olan dinlenmenin yerini alıp almadığıdır.
Bazen insanın ihtiyacı yeni bir görüntü, yeni bir haber, yeni bir video değildir. Tam tersine sessizliktir. Ekrandan uzaklaşmaktır. Düşüncelerin biraz yavaşlamasına izin vermektir.
Modern hayat bize dinlenmeyi bile tüketilecek bir içerik haline getirdi. Boş kaldığımız anda telefonumuza uzanıyoruz. Yemek yerken ekran açıyoruz. Yatakta uyumadan önce sosyal medyaya bakıyoruz. “Kafamı dağıtıyorum” derken aslında zihnimize yeni yeni bilgiler, görüntüler ve duygular yüklüyoruz.
Üstelik bunu çoğu zaman fark etmiyoruz.
Çünkü eğlenmek ile dinlenmek aynı şey değil.
Bir dizi bizi eğlendirebilir. Sosyal medya zaman geçirmemizi sağlayabilir. Ancak bunların her biri zihnin dikkatini başka bir noktaya yöneltir. Gerçek dinlenme ise bazen hiçbir şey tüketmemeyi, hiçbir şeye yetişmemeyi ve zihnin sürekli tetikte olma halinden çıkmasını gerektirir.
Belki de bu nedenle bazı akşamlar saatlerce koltukta oturmamıza rağmen sabah dinlenmiş uyanamıyoruz.
Çünkü beden durmuş olabilir ama zihin durmamıştır.
Burada kendimize küçük ama önemli bir soru sormakta fayda var:
“Ben gerçekten dinleniyor muyum, yoksa sadece yorulmayı başka bir şekilde mi erteliyorum?”
Belki de ihtiyacımız olan şey bir bölüm daha dizi izlemek değil. Telefonu birkaç dakika kenara bırakmak, sessizce oturmak, kısa bir yürüyüş yapmak, pencereden dışarı bakmak ya da hiçbir şey yapmadan kalabilmek.
Dinlenmeyi yeniden öğrenmemiz gerekiyor.
Çünkü hayatın hızına yetişmeye çalışırken dinlenmeyi de bir performansa dönüştürdük. Oysa insanın her an üretmesi, tüketmesi, izlemesi, takip etmesi gerekmiyor.
Bazen gerçekten dinlenmek, hiçbir şey yapmamaktır.
Ve belki de uzun zamandır kendimize vermediğimiz en büyük izin budur: Bir süreliğine dünyadan, ekranlardan ve sürekli akan içeriklerden uzaklaşmak.
Çünkü bazen yorgunluğumuzu gidermek için daha fazla eğlenceye değil, biraz daha fazla sessizliğe ihtiyacımız vardır.