UNUTULAN SOSYOLOGLAR
Geçte olsa şu sorunun sorulma vakti geldi. Toplumun sorunlarını anlamak için yetişmiş bu insanlar daha ne zamana kadar görmezden gelinecek?
Bir yerde bir sorun varsa onu uzmanına danışırız. Bir rahatsızlığımız varsa doktora, binamızın dayanıklılığını inşaat mühendisine, topraktan daha iyi verim alabilmek için nasıl ziraat mühendisine soruyoruz değil mi? Doğru olan ve yapılması gerekende budur. Peki neden toplumun sorunlarını, toplumun temeli olan aile yapısı bozulurken hiç o işin uzmanlarına sormuyoruz?
Bizim ülkemizde neden sorunlar patlak verdiğinde yüzleşmeye karar veriyoruz. Halbuki krizin aylar, yıllar öncesinden sesi duyuluyordu. Onları sorunların temel nedenlerini okuyabilecek, o sorunların çözümünü yapabilecek insanları nerde bıraktık. Hep kapının arkasında kalan Sosyologlar.
Bugün Türkiye’de sosyoloji mezunları, kimsesiz bırakılmış gibi yaşıyor. Yıllarca üniversite sıralarında dirsek çürütüp toplumu, aile dinamiklerini, göçü, yoksulluğu ve sosyal sorunları anlama diyalektiği kazanan binlerce sosyolog var. Fakat bürokratik engeller, kamudaki kadro tanımları ile saf dışı bırakılmakta.
İşin en trajik yanı da bu. Toplumsal kırılmaların konuşulduğu, toplumsal çürümenin yozlaşmanın üst seviyelere çıktığı bu dönemde dahi sosyologlar görmezden geliniyor. Masa başında istatistiklerle sosyal politikalar üretmek yerine toplumun nabzını tutmak için toplumun sorunlarına kulak verecek olan sosyologlara neden danışılmıyor? İhtiyaç olmadığı için mi? Yoksa tam tersine, ihtiyacın büyüklüğü fark edildiği için mi?
Bir toplumun sorunlarını yok sayarak çözemezsiniz. O sorunlar anlaşılıp doğru teşhis koymadan tedavi edilemez. Sosyologlar devletin omzuna yük değil, tedaviyi uygulayacak toplum doktorlarıdır. Eğer bu toplumsal hastalıkları görmezden gelir tedavi edilmez ise daha büyük sorunlara yol açar.
Geçte olsa şu sorunun sorulma vakti geldi. Toplumun sorunlarını anlamak için yetişmiş bu insanlar daha ne zamana kadar görmezden gelinecek?
Niyazi ÖZTEKİN
Sosyolog Aile Danışmanı
Ziraat Mühendisi